İcma nedir?

Hz.Peygamber'in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dini bir konuda ortak hüküm vermeleridiricma

İcma'ın meydana gelmesi için, Hz. Peygamber'in vefatından sonra meydana gelmiş olması, görüş beyan edenlerin Hz. Muhammed'in ümmetinden müçtehitler olması, icma' edilen konunun şer'i bir hüküm olması ve o devirde yaşayan bütün müçtehitlerin fikir birliği etmiş olmaları gerekir.

İcma, teşekkülü bakımından sarih icma' ve sükuti icma' olmak üzere ikiye ayrılır. Sarih icma', herhangi bir zamanda yaşayan bütün müçtehitlerin bir meselenin hükmüne dair görüşlerini tek tek açıklamaları suretiyle meydana gelen fikir birliğidir. Sükuti icma' ise, bir veya birkaç müçtehidin görüş belirttikten sonra bu görüşe muttali olan o devirdeki diğer müçtehitlerin açıkça bu görüşe katıldıklarını beyan etmemekle birlikte itiraz da etmeyip sükut etmeleri suretiyle oluşan icma'dır.

Alimlerin çoğunluğuna göre sarih icma', kesin delil teşkil eder; ona uymak vaciptir. Sükuti icma'ın, sarih icma' gibi kesin delil olup olmayacağı konusunda ise ihtilaf vardır. Malikiler ve Şafiilere göre, alimlerin sükutu ile icma' gerçekleşmeyeceğinden, bunlara göre, ayrıca Hanefilerden Kerhi'ye göre sükuti icma' kesin bir delil olmayıp, zanni bir delildir. Hanefilerin çoğunluğu ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise, sarih icma' gibi kesin bir delildir.

İslam’da icma fikrinin ortaya çıkışı, Sahabiler asrında başlayıp müctehid imamlar devrine kadar tedrici olarak gelmiştir.

Bu gelişme üç devre teşkil eder:

1. Sahabiler, karşılaştıkları yeni meseleler üzerinde ictihad yaparlardı. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, özellikle amme hukuku sahasında, istişareye başvurarak şura ictihadı yaptırıyorlardı. Bu ictihadlar sonunda varılan ihtilafsız hükümler, ferdi hükümlerden daha kuvvetli sayılıyor, buna muhalefet edilmiyordu. İşte bu çeşit hükümlere “İcma” adı verilir (İbnu’l Kayyim, İ’lamu’l-Muvakkıin, Mısır 1955, I, 61-66).

2. Müctehid imamlar devrinde, her imam ictihad yaparken ülkesindeki fakihlerin görüşlerine aykırı bir şey söylememek için dikkat eder ve böylece görüşünde yalnız kalmak istemezdi. Mesela Ebu Hanife, kendisinden önce yaşamış oları Kufe bilginlerinin icma ettikleri hususlara uymak için çok titizlik gösterirdi. imam Malik, Medinelilerin icmaını huccet sayardı.

3. Fakihler, uymak için Ashab-ı kiramın icma ettikleri meseleleri öğrenmeye büyük bir titizlik gösterirlerdi. Onlar sahabilerin icma ettikleri, şeylerin dışına çıkmamaya çalışıyorlardı (Muhammed Ebu Zehra, İslam Hukuku Metodolojisi, çev. A. f ener, Ankara 1986, 171, 172).

İlgili olabilecek başlıklar

İcmal nedir?
İcmal etmek nedir?

--Reklam--